Öğrenme Ortamı

Öğrenme Ortamı Olarak Okul

     İnsan gelişip, gençlik çağına gelinceye kadar, hatta yaşamı boyunca birçok eğitim ortamında eğitim alır ve pek çok şeyi öğrenir. Öğrenme insan başarısıdır. İnsan başarı aracılığı ile yaşamın gereklerini (bunlar doğru yada yanlış olabilir) öğrenir. Öğrenme sürecinde insan bir yandan, doğumdan ölüme kadar değişik kurumlara devam ederek öğrenirken, diğer yandan da yaşadığı çevreden de öğrenir. İnsanın kurumlardan öğrendikleri kadar yaşadığı çevreden öğrendikleride önemlidir. Ancak insan, yaşamının en büyük kesimini okulda geçirmektedir.

İnsanın öğrenmesinde okul önemli bir role sahiptir. Okul ortamına ilk kez giren çocuğun zaman kavramı ile tanışmasının, zaman kısıtlaması ile karşı karşıya kalmasının ortaya çıkardığı sorunlar araştırılmıştır. Araştırmada, çocuğun okula başlamadan önce şimdiki zaman kavramı ile yaşarken birden zaman kısıtlamasıyla karşı karşıya kaldığı, zaman kısıtlamasının çocuğa geç kalma korkusu oluşturduğu ve çocuğun “okula geç kalırsam ceza alırmıyım?”  yada  “ daha başka neler olur?” gibi sorulara yanıt bulmaya çalıştığı ortaya çıkmıştır.

Çocuk okula geldiğinde kendisini okula yabancı hisseder ve çekingenleşir. Hatta, çocuğun kendisini okula yabancı hissetmesi ve çekingenleşmesi zamanla süreklilik kazanabilir. Yetişkinlerin çocuklara karşı iyi olmayan davranışları, onları yetişkinlerden ve okul ortamından soğumasına neden olabilir. Bu sıra dışı bir olay değil, genelde1 her çocuğun başından geçen bir olaydır. Bu nedenledir ki, birinci sınıf öğrencisine öğretim uygulamak zor olarak kabul edilir. Öğrenme ortamına bu sert geçiş ne kadar ılımlaştırılırsa da çocuğun yetişkinlerin dünyasına adım atışının güç olduğu gerçeğini değiştirmez.

Çocuğun okul yaşamı yanında, çevre ile iletişimi de söz konusudur. Bilindiği gibi, okullarda ikili gruplar göze çarpar. Bu gruplardaki iletişimsel ilişkiler diğer okul arkadaşlarıyla eşit düzeyde değildir.

Aile kavramı da okula başlamış çocuk için önemli bir özellik, bir nitelik ve önem taşır. Onlara göre; okula devam etmekle, ödevleri zamanında yapmakla aileye uyum sağlanır. Okulda bir takıp şeyler yaşanır ve yaşananlar çocuğa özel kalır. Çocuk ödevlerini yaparken kendisi ile baş başa kaldığında, doğru yaptığı şeylerinde bilincinde olduğu zaman kendine güven duymaya başlar. Okulun ilk dönemlerinde aileden gelen yardımlar söz konusu olunca çocuk anne-babasına bağlanır ve güven duygusunun gelişimi biraz gecikir, hatta gelişemez. Aynı durum, özel dersler veya telafi dersler için de söz konusudur. Çocuk öz güveninden bir parça kaybeder. Hiç yardım almamakta doğru olmadığı gibi, bunun ortasını çocuğun kendisi bulabilmelidir. Çocuk anne-babadan yardım istediğinde bunu ailedeki konuşmalar içerisinde dile getirebilmelidir. Anne-babanın, öğretmenle birilikte çocuğa baskı kurması doğru değildir. Anne-babanın, öğretmenin sürekli haklı olduğunu benimsetmesi ise hiç doğru değildir. Öğretmeninde zaman zaman yanlış yapabileceğini ve iyi gününde olmayabileceğini, aynı şekilde sınıf arkadaşlarının da benzer durumda olabileceklerini çocuğa anlatmak gerekir. Çocuk sürekli karşılıklı sevecen ve güler yüzlükle iletişim sağlayabilmelidir. Bunu, ona aşılamak gerekir.

Okul meslek seçiminde çocuğa yardımcı olabilmelidir. Başka bir deyişle öğrencinin yetenekli olduğu alanda ilerlemesine ve meslek seçimine yardımcı olmalıdır. Öğrencilere halkın egemenliğine dayalı devlet yapısını benimsemeyi ve böyle bir yapıda sadakat göstermeyi öğretmek zorundadır. Bu işlevler, elbette ki bir okula önemli görevler yüklemektedir. Ancak bu görevler okul için yeterli görülmemektedir. O nedenle de sık sık, “okul ne olarak tanımlanabilir?”,  “okul yalnızca çocukların emanet edildiği bir yermidir?”,  “okul olmasaydı çocuklar nereye emanet edilecekti?” “öğretmen, yalnızca okulda bulunup, dersini verip giden birisimidir?” gibi sorular gündeme gelmektedir. Okul kavramı beş altı başlıkta ele alınabilir.

 

  1. Okul, bireyde istendik yada istendik olmayan davranış değişiklini oluşturur. Doğaldır ki, bu da eğitim ile sonuçlanır. Çocuk önceden kazandığı davranışların dışında, başka davranışlar da kazanır.
  2. Okul, iş ve başarı-verim tutumlarını geliştirir.
  3. Okul, karşılıklı iletişimi ve sosyal ilişkiyi sağlayabilmeyi öğretir.
  4. Okul, çocukta önceden varolan davranışları geliştirir ve onlara dayalı yeni davranışlar kazandırır. Çocuk okula ilk başladığında kendisinin yaratmış olduğu bir dünya çevresi ve bir dünya görüşü oluşmuştur. Okul, çocuğun bu görüş açısını daha da geliştirerek, tekdüze olarak algıladığı dünya görüşünü genişletir. Önceden bir cisme olan önyargı ve tek yanlı bakış açısını, çok yönlü bir bakış açısına dönüştürmektedir.
  5. Her okul, içinde bulunduğu topluma göre, öğrenciyi yetiştirir. Her toplumun kendine göre değer yargıları vardır ve bireyden değer yargıları çerçevesinde davranışlarda bulunması istenir. Okul, öğrenciyi toplumun değer yargılarına bir birey olarak topluma kazandırmak ister.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir